3 Şubat 2026 Salı

Brüksel'den Sevgiler !


Merhaba Arkadaşlar,

Bu defa sizlere bir kez daha Brüksel anılarımı yazmak istiyorum.

Bu yıl ki Hakemlik Semineri ve EKF Dan Sınavı için bir yıl öncesinden planlarımı yapmıştım. Çok önceden alınan uçak biletim, konaklama ile ilgili ayarlamalarımı daha geçtiğimiz seneden özellikle yapmıştım.

ADEBS'te konaklayabilebilmek gerçekten bir ayrıcalık halini aldı. Her yıl sadece Hakemlik Semineri için gelen katılımcı sayısı günden güne büyüyor. Duyduğum kadarıyla son bir kaç yıldır katılımcı sayısını 100 kişi ile sınırlandırıyorlar.

Geçen sene gelen Japon heyeti ve tüm katılımcılar nedense bir aradayken, bu yıl EKF (Avrupa Bölgesi) hakemlerinin seçimini 2 ayrı grupla yaptılar. Bir grup yalnızca 6.Dan'lardan oluşurken, diğer grup ise sadece 7.Dan'lardan oluştu. Bence kesinlikle mantıklı bir karar olmuş. Her neyse size yolculuğumdan bahsedeyim.  :)

30 Ocak:

Saat 11 de kalkacak uçağım için sabahın 6'sında kalktım. Evden çıkmadan önce son bir eşya kontrolü yapıp, boş mide ile yola çıkmamak için hızlı bir kaç şey atıştırmak ve her şeyden de önemlisi eşim ve oğlumu usulca uyandırıp, her ikisini de öpüp çıkabilmek için harcadığım süre kapıya gelen taksinin zamanlamasıyla tam olarak mükemmel oturdu.

7:20 de kalkan trenim ile tam bir saat kırk dakikalık havaalanı yolculuğuna başladım. Ama nedendir bilinmez trenin içi dışarıdan daha soğuktu. Her ihtimale karşın kalın giyindiğime gerçekten çok sevindim.

Havaalanına vardığımda yolculuk arkadaşlarım çoktan gelmiş ve pasaport kontrolü için ilerlemekteydiler. Gene ilginç bir şekilde şanslı olarak onlara tam zamanında yetiştim. (Zamanlama konusunda muhteşemim)

Sevgi dolu uçağımız ya benim bu dakikliğimi kıskandığı için ya da kendi keyfinden olsa gerek yaklaşık olarak bir saat kadar rötar yaptı. Zaten Manchester'dan bir saatlik bir mesafede olan Brüksel'e varmış olacakken biz halen uçağa bizi ne zaman alacaklar diye bekledik.

Neyse gecikmeli de olsa Brüksel'e vardık ve ADEBS'e doğru yol aldık. Yaklaşık yarım saat sonra odalarımızın anahtarlarını alıp dinlenmek için ayrıldık.
Akşam 7 de olacak olan serbest çalışmaya kadar dinlenebildiğim kadar dinlendim. Her ne kadar bu kadar yorgun olunca Kendo yapmak istememe rağmen çalışmaya doğru yol aldım.

Etkinliğin ilk günü olduğundan ötürü çok kişi olmaz diyordum ama gene de hatırı sayılı bir kalabalık vardı. Önce hafif bir Kihon çalışması ve ardından 5 tane Mawari-keiko gikeiko yapıldı.
Bu da bittince de herkes bir anda hocalara koşmaya başladı. :D

Kendi adıma daha devam etmek istemiyordum ama ayaklarımı zorlayarak bir sıraya giremeliyim dedi.
Daha önceden kendisini defalarca jüri koltuğunda gördüğüm İsveç'ten Mats Wahlqvist 7K Sensei'nin sırasını gördüm, kısa ve hızlı ilerliyordu.

Güzel, rahat ve son derece sakin bir çalışma yaptık. Çalışmadan sonra ''Pazar günü sınavın var mı?'' diye sordu. 

''Evet, Rokudan sınavım var'' dedim. ''Yarın tekrar çalışalım lütfen'' dedi. Elbette ki sevinerek kabul ettim.

Daha sonra başka sıralara da girdim ama açıkcası pek çalışmak istemiyordum. Hem yorgunluk hem de etrafımdaki bir çok stresten dolayı kendini kasmış kişilerin sakatlamasından çekindim.

Bu kısa çalışmadan sonra odama dönüp dinlenmeye karar verdim.


31 Ocak:

Cumartesi sabahı bir hayli geç uyandım. Bir önceki gece pek rahat uyuyamamıştım. Hemen üzerimi değiştirip Brüksel'deki Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bir bölgeye gittim.

Geçen sene de büyük bir keyifle yemek yediğim restoranı bulup öğle yemeğimi yemiş oldum. Gerçekten onca yola değmişti. :)

Sonrasında ne yapacağıma bir türlü karar veremiyordum. Geçen sene şehir merkezini fazlasıyla gezmiştim. Ne tek başıma dolaşmak ne de gereksiz para harcamak istemiyordum. Bu sebepten ADEBS'e geri döndüm.

Akşam Keiko'suna kadar odamda oturup kitap okudum. Akşam Keiko'sunun saati yaklaşınca da yavaş yavaş üzerimi değiştirip salona indim.

Dün sözleştiğimiz gibi önce Walqlvist Sensei (İsveç) ile çalıştım. Sonra gene gün içinde sohbet ettiğim ve UK'den tanıdığım (aynı zamanda benim 5.Dan sınavımda jüri olan) Hiyama Sensei 7K ile çalıştım. Tam bu da bitti derken Frey Sensei'nin gözlerini üzerimde hissettim ve onun da sırasına girdim. :D

Günün sonunda üçünden de güzel yorumlar ve ufak uyarılar aldım. Odama döndüğümde son derece mutluydum. Ertesi gününe kada üzerine düşüneceğim bir kaç önemli konu çıkmıştı.

Akşam yemeğimi yiyip ufak bir belgesel izledikten sonra yattım. Yarın büyük gün!


01 Şubat:

Erkenden ama çok erkenden kalktım. Üzerimde ciddi bir stres hissediyorum. Her ne kadar kendime ''sakin ol, bu da her günkü gibi normal Kendo günü'' desem de içten içe buna ben de inanmıyordum.

Sanırım 11:30 a kadar odamda oyalanmaya çalıştım. Biraz Fumikomi çalıştım, biraz Suburi yaptım. Sınav saati 14:00 olarak duyuru yapıldı. Saat yaklaştıkça odam daha da küçük gelmeye başladı.

En iyisi salona doğru bir gidip neler oluyor bir bakayım dedi. Aman tanrım iyi ki de gitmişim. Sınav numaraları dağıtılmaya başlanmış. Programda yazan saat çok farklıydı oysa ki.

O upuzun sıraya girdim hemen ve tam bir saat sıra bekledim.



Sınav numaramı alır almaz hızlıca odama doğru gittim ve eşyalarımı hazırlamaya başladım. Sakince ve olabildiğince düzgün bir biçimde giyinmeye çalıştım. Her şeyin doğru ve düzgün olduğundan emin olunca salona doğru yola koyuldum.

13:00 civarında tüm sınava girecek olan adayları bir araya topladılar. Önce herkesi gruplarına göre ayırdılar. Ki, bir hayli uzun sürdü. Netice de sadece 6.Dan için orada bulunan kişi sayısı sanırım 79 kişiydi. Ayrıca 7.Dan sınavı için gelmiş yaklaşık 37 kişi ile gerçekten büyük bir grup oluşturduk.

Gruplara ayrılma işi bitince herkesi bir araya toplayıp, yeni Rei-ho sistemini anlattılar.

** EKF, geçtiğimiz yıl sonuna doğru çok önemli bir karar alarak Avrupa'daki sınav sistemlerini Japonya ile aynı sisteme doğru değişiklik yaptı. Bu ne demek , Eskiden yaşı en genç olanlar ilk numaraları alırlardı (601, 602 ... gibi), şimdiki sistemle ilk önce yaşı en büyük olandan itibaren en genç olana doğru sıralandık. ( en genç kişinin numarası 679 idi)

** EKF, ayrıca Japonya'da uygulandığı şekliyle sahaya girmeyi ve çıkmayı daha pratik haline getiren aynı zamanda önemli bir zaman kazandıran sistemi de beraberinde getirdi. 


Tüm bu bilgilendirme işleri bitince sınav aniden başladı. Ben az önce sahaya bakıyordum, ama şimdi 601 ve 602 sınavlarına başlamışlar bile :O

Sınav Jürisi;
Koda Kunihide 8H
Ishii Takeshi 8H
Honna Kazuhiko 8H
Labru Jean-Pierre 7K
Wahlqvist Mats 7K
Kumpf Uwe 7K

Neyseki bana bir hayli zaman var diyerek tüm maçları izlemeye başladım. Saat sanırım üçü gösteriyordu bizim gruba doğru sıra yaklaşmaya başlayınca bende Men'imi bağlamaya başladım.

Saha kenarındaki sandalyelerin en ön sırasına tam oturduk ki Hocalar ara vermek istediler. Yaklaşık ilk 8 grubu bitirmişlerdi. Haliyle ciddi anlamda yorulmuş olmaları gerekiyor. Birden sandalyede oturan herkes ayağa kalkıp ya esneme hareketleri yada suburi yapmaya başladı.

Bense kendi kendime ''Otur oturduğun yerde, enerji harcamaya hiiiiç gerek yok'' diyerekten sandalyemde o 10 dakikanın geçmesini bekledim.

On dakikalık ara bitince bizden önceki grup maçları başlamış oldu. Her maçta toplam 3 yada 4 vuruş yapılabildiğini veya yaklaşık olara bir dakika kadar sürmüş olabileceğini düşünürseniz bana sıranın gelmesi bir hayli hızlı oldu.

Bizim grubun ilki bendim, bu benim için aslında önemli bir avantajdı diye düşünüyorum. Netice de ilk maçımdan sonra son grup maçına kadar dinlenebileceğim. Ayrıca ikinci rakibimi de izleme şansım olacağı gibi karşıma yorgun çıkacağı gerçeği de var. İlk rakibim ile geçen sene gene aynı gruptaydık. O yüzden kendisi ile ilgili biraz bilgim ve tecrübem vardı.


Sınavım bitipte sahadan çıkarken ister istemez ''Ben az önce ne yaptım'' diye bir düşünüyorsunuz. İşin ilginç tarafı ise sıcağı sıcağına olduğundan ben yaptıklarımın çok büyük bir bölümünü hatırlamıyordum. 

Aklımdaki bu soru ile sahadan ayrılırken tribünde oturan patronum Andy Fisher 7R ve eşine Miyuki Fisher 6'ya direk baktım. Bana olumlu olduğunu göstermek için direk baş parmağını kaldırdı.

Dürüst olmak gerekirse hem çok şaşırdım hem de pek inanamadım. Ben hiç öyle hissetmiyordum. Men'imi çıkarıp ayağa kalkınca yanıma gelen bir çok kişi devamlı olarak olumlu yorumlarda bulundular. Biraz utanarak ve biraz da şaşırarak her birine teşekkür ettim ama bir türlü %100 emin olamıyordum.

Rokudan sınavları bitipte, Nanadan sınavları başlayıncaya kadar bir şey düşünmek istemedim. Sonuçları görme fikri bile korkutucu geliyordu. Önce yanlış alarm verildi ve herkes gibi bende sınav sonuçlarının asıldığı koridora ilerledim. Elbette ki bizim sınavla bir ilgisi olmadığı ortaya çıktı. Kimisi çok rahatladı kimisi daha da gerildi.

Bende kendimi saha kenarında Nanadan maçlarını izlerken buldum. Sanırım 3. grup yeni bitirmişti, arkamda tekrar bir telaş başladı. Gene bütün millet koridora ilerliyordu. Ben daha kapıya yaklaşırken çok değerli dostum İmre Sipahi '' Hadi geçmiş olsun, çok tebrik ederim'' dedi gülmeyen bir ifade ile. Hemen kapıdan karşı duvara baktım ve numaramı orada gördüm. Emin olmak için Tare'de yazan numarama tekrar baktım (sanırım bunu hemen hemen herkes yaptı o anda). 



Gerçekten de benim numaram karşı duvardaki listede yazıyordu. Gerçekten çok sevindim, hemen İmre'ye ''Sen de geçtin, değil mi'' diye sordum. Çünkü yüzündeki ifade hem samimi hem de mutlu gibiydi. ''Hayır'' dedi. Bir anda tüm neşem gitti. 

Türk Kendosuna bu kadar emek harcamış birinin, bana senelerce dojosunu açmış birinin geçmesini çok istemiştim. O an ne diyeceğimi bilemedim. Usulca özür dileyerek uzaklaştım.

Sonra kafama dank etti ve tekrar listeye bakmak için geri koştum. Kata sınavı önce partnerimin kim olduğunu öğrenmem ve kendisini bulup sınavdan önce en azından bir kere prova yapalım istedim.

Neyse ki, o da beni arıyormuş :D

Koridor da güzel ve sakin bir şekilde 10 Kata'yı da çalıştık. Rollerimizin belli olması da kafa karışıklığını en baştan önledi. Şansıma kendini tamamen benim kontrolüme bırakmış olması da son derece olumlu oldu. 

Kata'nın başlangıcından sonuna kada son derece rahattık ve harika bir şekilde tamamladık. İkimiz de sonuçtan son derece emindik artık.


Şunu mutlaka söylemeliyim, geçen sene ki denememden sonra oturup uzun uzun düşündüm. Kendime rahat ama hedef odaklı bir plan çizdim. Andy ve eşinin yardımlarını kesinlikle görmezden gelemem. Ellerinden geldiğince en ince detaya kadar sınav gününe kadar beni takip ettiler.

Kendilerine bir de buradan çok teşekkür etmek istiyorum.

Buradan eşime de çok ama çok teşekkür ederim. Son bir kaç sene özellikle göstermiş olduğu fedakarlı ve özveri sayesinde sınavıma odaklanabildim. Son bir kaç haftadır birlikte çalışabilmiş olmamız da beni son derece mutlu etti. Karıcığım seni çok seviyorum.

Bana bu süreç boyunca yardım eden, Kendosunu dürüstçe paylaşan herkese sonsuz teşekkürler ederim.


Saygılarımla  

Dō wa Tsuzuku (道は続く) "Yol devam eder" / “The Way continues.”

Merhaba Arkadaşlar, Çok kısa bir sure önce Kendo yolculuğumun bir başka aşamasını daha geçerek geride bıraktım. Önümde bir sonraki aşama içi...